mEvlAnA | 30/7/2008
Ger şekerler olsa şekl-i kurs-ı nân
Nan değil ta’mı şekerdir bî-gümân 1/2980
"mevlana"
Dış benzerliği iç benzerliği demek değil. Nasıl ki şekeri ekmek şekline de soksan tadı ekmek değil yine şekerdir. Yediğin şeyin şeker mi ekmek olduğunu bilmek için tatmak lazım. Gözün tatmadan yana nasibi yok çünkü. O halde kalıbı şekere benzeyen her adamı da şeker sanma. Bu dünya elbisesiz adamlar ve adamsız elbiselerle doludur.
Kategori: guldes____tem____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 5 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !
bir kadın | 8/6/2008

....Bir kadın çocuktur aslında.....
çocuk gibi davranmayı sever.
erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister. ..
Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını..
ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez.söylediği şeyler çocukça da olsa
dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz;
ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.!
___ooo___
Bir kadın güçlüdür aslında.
hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez.
ister ki,erkeğin gücü kendisine huzur versin.
kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.
böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir
hem de
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
yapmak istediği birşey varsa mutlaka yapar. !
___ooo___
Bir kadın sevgidir aslında.
içinde her zaman sevgiyi taşır.sevdiklerinden kolay ayrılamaz.sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
zor sever;ama,tam sever.
bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.ancak beynindeher an terk edilebilirsiniz.
sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri ''acımak" duygusudur. !
___ooo___
Bir kadın yalnızdır aslında.
hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.kendisine ait bir dünyası vardır
ve orada hep yalnızdır.
o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
yalnızlık onun sığınağıdır.o sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar kalacağına
hep kendisi karar verir.sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız,
onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz. !
____oooo____
Bir kadın çılgındır aslında.
neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez.
üreticiliğinin sınırı yoktur.ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.
hoyratça harcamaz üreticiliğini.sadece erkeğine saklar.
bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir...!
çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
yemek yemek,su içmek bile.
bir kadının elinden içtiğiniz suyla
kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyormusunuz?
anlıyorsanız ne mutlu size.
anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz....!
............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!
....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!
kadın;erkeğin kaburgasından
yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!
öyle olsaydı ezilirdi......!
üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!
AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......
Eşit olsun diye......
kolun biraz altında...Korunsun diye...!
KALP HİZASINDA.... SEVİLSİN DİYE!
Kategori: guldes____tem____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 3 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !
küCÜk hAFız KIZ | 25/5/2008

Küçük Hafız Kız
İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini
söylemişti. Kayıt için adını sorduğumda, hiç de çekinmeyen bir
tavırla
'Fatma 'dedi... Ve ekledi: ' Eğer hafızlık yaptırmazsanız kaydolmak
istemiyorum.' Böyle tehdit edercesine konuşması onu yaşından daha
olgun
gösteriyordu. Tebessümle:' Korkmayın küçük hanım, siz isteyin, hafız
da
yaparız, hoca da...
O küçük gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi, 'Hoca hanim kusuruna
bakma
hele sen, ille de hafız olacağım der de, baksa bir şey demez. Bizim
köyün
hocasından duymuş. Peygamberimiz (sav), hafız olanlara Cennette taç
giydirilecekmis demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya, köylü
kafası,
biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk iste.
'Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizingibiduyduklarından etkilense
de
teslim olsa. Siz hiç merak etmeyin, kızınız önce ALLAH'a sonra, sonra
bize
emanet.' Kadıncağız elime yapıştı öpecekken geri çektim, utandım.
Tuttum,
ben onun elini öptüm. Gözleri yaşardı. 'Hoca hanim bu eller, gözler
hep
günahlı, asıl sizinkiler öpülmeye layık.' 'Estağfirullah teyze' dedim,
'o
ahrette belli olur.' Bu konuşmadan sonra kaydığını yaptığımda
Fatma'nın
Erzurumlu olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm, 'Küçük, nasıl kalacak bu
kadar
buralarda'...
Zaman ilerledikçe Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi
beni.
Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıkları görüyordum
çoğu
kez. Böyle devam ederken, arada bir bana gelip sorusoruyordu. Bir
gün,'
Hocam, hafız olmak için Kur'an-ı bitirmek mi lazım?' diye sordu. Ben
de, '
Tabii ki, hepsini ezberleyeceksin ki hafız adını alacaksın.' Bu
cevabıma çok
üzülmüş gibiydi. Bir şey demek istiyordu sanki. Teşekkür etti ve
döndü
arkasına gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle
isin
bitmeyeceğini, mutlaka içindekiler uygulamak gerektiğini
hatırlatıyordum.
Talebelerden biri, ' Hocam' dedi, 'Fatma'nın annesi ona abdestli
olmayanın
hafızlara dokunamayacağını söylemiş, doğru mu? 'diye sordu. Çok
ilginç
doğrusu. 'Maşa' dedim', ' Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an-a ve
Hafız'a kıymet verdiklerinden öyle yaparmış' dedim. Çok hoşlarına
gitmişti
bu iş. Hepsi adeta kendilerini ulaşılması zor, kasa içindeki altın
gibi
görüyorlardı. 'Görsünler' dedim içimden, bu yasta buralara gelmişler.
ALLAH'
in kelamını ezberliyorlar, onlara fazla görmem bunu...
Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman
geçtikçe
Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün dersini
iki kez
aksatınca sordum:' Ne oldu yoksa, anneni mi özledin?' 'Hayır' dedi.
'Neden
moralin bozuk? Çok fazlada hasta oluyorsun' dedim. 'Yanlış anlamayın,
inanın
ki annemi özleyip de gitmek istediğim yok. Burayı çok seviyorum.
ALLAH'ımdan
çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana ahrette hesabını sormaz mı?
' Bir
şey diyemedim. Suçlu gibi hissettim kendimi.
O küçük kalpte bu ne imandı Ya Rabbi!..
Onu hayranlıkla izliyordum. Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora
götürmek
zorunda kaldık. Bir çok tahlillerden snra arkadaşım olan doktor
hanim,'
Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder' dedi.
Şaşkınlıkla:
'Neden?' diye sordum. Bana, 'Belki üzülecek, hatta inanmayacaksın,
fakat bu
talebe kanser...' dedi.
'Adeta başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafımı
şefkat
sarmıştı. Hasta haneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim.
Oysa
anlamış gibi bana sorular sorup dkkatimi dağıtmaya çalışıyordu.
Kulağıma
eğilerek 'Hocam' dedi, ' Azrail insanların canını alırken nasıldır?'
Ağlamamak için kendimi zor tuttum, 'Güzel bir surettedir, mü'min
kullara'
dedim. Sevindi, sanki mırıldandı:' Belki hafız olamam, ama
Elhamdulillah
mü'minim' dedi...
Simdi anlamıştım, bana önceden sormuş olduğu soruyu. Demek ki
hastalığını
biliyordu Hafız olmak için Kur'an-i bitirmesi gerektiğini
söylediğimde,
neden üzüldüğünü simdi anlamıştım. Birkaç gün sonra eşyalarını
hazırlamaya
başladık. Çünkü dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine
gitmesi
gerekiyordu. Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek,' Bana kızmadınız
değil mi?
Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız.' 'Ne demek? Nasıl kızarım
sana?'
dedim. 'Hem sonra sakin üzülme hafızlığımı bitiremedim diye. Bu yola
girdin
ya, Rabbim seni hafızlar zümresinden yazmıştır insaallah.' Öyle
sevindi ki,
sarıldı boynuma: 'Gerçekten ben simdi hafız sayılırmıyım? Anne bak,
duydun
değil mi?'
Ya Rabbi bu ne aşktı!..
Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı su Fatma, ne güzel bir
kul...!
Minare boyundaydı düşlerim.
Göğe yükseldikçe yükseldi Minare misali
Ve kıskandı yıldızlar bir gece yarısı
Çaldılar benden bütün düşlerimi....
paylasmak ne güzel
beyza(xx)
Kategori: guldes____tem____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 5 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !



