SusTUM!!! | 24/2/2008
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...
Bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...
Sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
içimdeki volkanları boğarak sustum!
açmadım kimselere yüreğimi
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde topladım sustum!.. Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!
Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...
Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor...
Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor
Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor
Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor
Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben
Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor
sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymuyor..
Kategori: gazel____den____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 19 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !
aşk mı? | 15/2/2007

Yatağı dikenlerle doluydu sanki. Sağdan sola dönmek bile azaptı.
Bu mutlaka aşktır dedi kendi kendine. Aşk mutlaka budur...
Yanıldı... Bu aşk değildi.
Bir tılsımdı, şeytani bir pırıltıydı belki...
Çözümsüz soruların gölgesindeki savaştı... Ama aşk değildi...
Can kuğu her çırpındığında canından bir parça daha eksiliyordu.
Seni seviyorum diye çılgınca bağırmak istiyordu her defasında. Sonra, sersemletici etkisini düşünüyordu bu sözün... Yüzüne donuk bir ifade yerleşecekti. Ve bu donukluğa belli belirsiz bir tebessüm karışacaktı.
Seni seviyorum...
...Beni sev demekti aslında. Senin ruhunda da benimki gibi bir ihtilal olsun, senin yüreğinden de kan aksın demekti. Sevdayı sen de tat ve zehir damarlarındaki kanı tatsın demekti.
Her seviyorum deyişinde sudaki aksine sarılmaktı aslında...Kendini eksik olanla tamamlamaya çalışmaktı.
Daha da acısı gerçek değildi bu. Bu yalan değilse bile bir hezeyandı.
Var olanla değil aks-i sedasıyla iştigaldi.
Göğün birinci katında kalmaktı.
Narkissos gibiydi galiba. Narkissos kadar tutkun, Narkissos kadar marazi, Narkissos kadar lanetliydi.
Yine de beni sev demek istedi acıyla kıvranırken; gayr-i meşru da olsa, bir tür hayal de olsa sev beni...
Yanında uyuyan kocasına baktı. Gözlerinde ızdırabın kıvılcımları vardı.
Aklın hayali ülkesinde tek başına kalmış savaşçısındır.
Sen bir yanda, ruhun bir yanda belirlenen vakte kadar savaşır durursunuz.
Ellerinde vahşice boğuşmanın izleri... Ruhunda muttasıl kanayan yaralar...
Bazen içinde bulunduğun bu küflü zindanı terkedip gittiğini, kurtulduğunu düşlersin. Neden sonra lahuti bir ua çarpar gözüne.
Okyanustaki mercanlar kadar ışıltılıdır, yaralarıma merhemdir..dersin; bu mutlaka aşktır..
Bilmezsin ki senin merhem dediğin can alıcı bir zehirdir..Süslü bir baldıran kadehidir.
Sen yine de bu aşktır diyerek sarılırsın lahuti ışıltıya.
Aşk değildir oysaki sandığın, kişilik çatışmasıdır veyahut da prestijindir belki.
Aslında deliliğin ta kendisidir... Ama aşk değildir...
Esra Demirkol http://www.ikindiyagmuru.com
Kategori: gazel____den____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 4 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !
gazel (mevlana..divan-ı kebir) | 16/11/2006
Yağmur yağarken gülmek şimşeğin adetidir.
Bana, kıvılcımlar gibi gülmesini öğreten güzel, tatlı gülüşlerinden cihanı bir cennet yaptı.
Ben gerçi yokluktan hoş gönüllü ve gülerek doğdumsa da aşk bana başka türlü bir gülmeyi öğretti.
Sedefe benzerim, beni kırdıkları zaman gülerim. Fethü zaferden gülmek, hamların işidir.
Akşamların, seherlerin ruhu olan o, bir gece benimle sözleşmeğe geldi de bana seherler gibi gülmeyi öğretti.
Ben bulut gibi, somurtkan olsam bile içimden gülerim. Nitekim yağmur yağarken gülmek, şimşeğin adetidir.
Bir döküm ocağına rastladığın zaman, kırmızı altına hoşça bak ki, ateşin içinde, taşın gülüşünü göresin. Altın ateşin içinde gülünce, sana şöyle der:
-Eğer kalp değilsen, zarar vaktinde gülümse.
Eğer sen pek büyük bir beysen, şimdi iğreti padişaha, iğreti taç ve kemerine gülmeyi, ecelden öğren.
Efendi! Eğer sen İsa sıfatlı isen, şehvet gamında bulunan erkek ve kadına gülmesini İsa'dan öğren.
Eğer sen bir an, Ahmed-i ümmi'nin irfan medresesini gördünse, git sana, arkıt bu fazilete, bu hünere gülmek helaldir.
Ey müneccim! Sen Ayın yarılması mucizesine eğer inanmıyorsan, önce kendine sonra da GÜneşe ve aya bakıp gülmen gerekir.
Gonca gibi sen gizli gülme! Ağaçlar, üzerlerinde çiçeklerini açtıkları vakit, bitkilerin güldükleri gibi gül.
Kategori: gazel____den____
Kalıcı Bağlantı | Yorum ( 7 ) | Yorum yaz! | Dareyn Dergisi !



